Meriç İlçesi Tarihçesi
Sınırdaki Bereket
Edirne’nin güneybatısında, Türkiye ile Yunanistan arasındaki doğal sınırı çizen Meriç Nehri’nin kıyısında yer alan Meriç ilçesi; verimli toprakları, stratejik konumu ve köklü geçmişiyle Trakya’nın önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Adını, hayat verdiği topraklara bereket taşıyan Meriç Nehri'nden alan ilçe, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
İlk Çağlardan Bizans’a
Meriç ve çevresinin tarihi, Trakya’nın genel tarihiyle paralel bir seyir izler. Bölgedeki ilk yerleşim izleri, milattan önceki dönemlerde bölgeye adını veren Traklara kadar uzanmaktadır. Antik çağlarda stratejik geçiş yolları üzerinde bulunması ve nehir taşımacılığına elverişli olması nedeniyle, bölge Roma ve Bizans dönemlerinde de önemini korumuştur. Bizans döneminde bölge, askeri ve ticari bir geçiş güzergahı olarak kullanılmıştır.
Osmanlı Dönemi ve İdari Yapı
Bölge, 1361 yılında I. Murad döneminde Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı hakimiyetiyle birlikte Türkleşmeye başlayan bölge, uzun yıllar Dimetoka (bugün Yunanistan sınırları içinde kalan Didymoteicho) kazasına bağlı bir idari birim olarak yönetilmiştir.
O dönemlerde bugünkü ilçe merkezi ve çevresi, Osmanlı'nın Balkanlar'daki fetihleri için önemli bir lojistik destek noktasıydı. Bölge, tarımsal üretimi ve nehir üzerindeki geçiş noktalarıyla imparatorluk ekonomisine katkı sağlamıştır.
Balkan Savaşları ve İşgal Yılları
Meriç ve çevresi, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde yaşanan Balkan Savaşları'ndan (1912-1913) derinden etkilenmiştir. I. Balkan Savaşı sırasında Bulgar işgaline uğrayan bölge, II. Balkan Savaşı sonrasında kısa süreliğine geri alınsa da I. Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası Yunan işgaline maruz kalmıştır.
Bu dönemde bölge halkı, Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin öncülüğünde işgallere karşı büyük bir direniş göstermiştir.
Kurtuluş ve Cumhuriyet Dönemi
Kurtuluş Savaşı'nın başarıyla sonuçlanması ve Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından, Trakya'nın diğer bölgeleri gibi Meriç de savaşılmadan diplomasi yoluyla kurtarılmıştır. Bölgedeki Yunan işgali son bulmuş ve Türk ordusu bölgeyi teslim almıştır.
Cumhuriyetin ilk yıllarında idari yapılanmada değişiklikler olmuştur. Balkan Savaşları sonrasında sınırların değişmesiyle Dimetoka Yunanistan tarafında kalınca, idari merkez Türk tarafındaki köylere kaydırılmıştır.
İlçe, Cumhuriyetin ilk yıllarında bir süre Uzunköprü ilçesine bağlı bir bucak (nahiye) olarak yönetilmiştir. Bölgenin gelişimi, nüfus artışı ve idari ihtiyaçlar göz önüne alınarak, 1936 yılında çıkarılan kanunla Uzunköprü’den ayrılarak "Meriç" adıyla müstakil bir ilçe statüsü kazanmıştır. İlçenin ilk merkezi "Büyük Doğanca" köyü iken, daha sonra bugünkü modern merkezine kavuşmuştur.
Günümüzde Meriç
Bugün Meriç ilçesi; tarihi dokusu, güler yüzlü insanı ve özellikle çeltik (pirinç) tarımı, yer fıstığı ve hayvancılığa dayalı ekonomisiyle Edirne’nin parlayan yıldızlarından biridir. Meriç Nehri'nin suladığı bereketli ovalar, Türkiye'nin pirinç üretiminde önemli bir paya sahiptir. Doğal güzellikleri ve sınır kenti olma özelliğiyle Meriç, geçmişten aldığı mirası geleceğe taşımaya devam etmektedir.
